Şirketlerde, meyve sepeti uygulaması hangi gün olmalı?

Altı ıslanmış bardağın masada bıraktığı iz gözüne takılıyordu. Oturduğu sandalyede bacak bacak üstüne atmış, bardak altlığı kullanmayışına pişman bir şekilde onu dinliyordu. O, elinde kağıtlarla, hararetli bir şekilde konuşuyordu. Pazarlama müdürüydü. Mesleki deformasyon nedeniyle konuşurken sık sık yavşaklaşıyordu. Ne zaman samimi ne zaman değil anlamak güçtü. Bacak bacak üstüne atmak yetmemiş olacak ki gergin bir şekilde ayağını sallamaya başladı. O hala konuşuyordu. Geçmiş deneyimlerinden, kurumsal değerlerden, sistemin devamlılığından bahsediyordu.

–          Bu nedenle çalışanlarımıza şirket olarak meyve sepetini Cuma günü vermeliyiz. Çünkü sevgili dostum, sizin dediğiniz gibi meyve sepetini Çarşamba günü vermek,  yalnızca onların motivasyonunu düşürecek, Perşeme ve Cuma günü verimsiz çalışmalarına neden olacaktır.

Bacağını sallamaya devam ediyordu. Kahvesinden bir yudum aldı, soğumuştu. Ofiste en sevmediği şey, hiçbir işe yaramayan toplantılar sırasında kahvesini içmeyi unutmasıydı.  Konuşmaya başlaması gerektiğini kahvesinin soğumasından anlardı.

–          Bunun hiçbir dayanağı olmadığının farkında mısın? Çalışanların hangi gün yapılan sürprizlerde daha verimli çalışmaya başladığını gösteren bir araştırma yok. Dolayısıyla şu anda söylediğin her şey bir önyargıdan ibaret. Ben çalışanların Çarşamba günü ofiste meyve dolu koca bir sepet gördüklerinde, diğer günler daha verimli çalışacaklarına inanıyorum. Çünkü Çarşamba günü çalışma günlerinin tam ortası. Pazartesi gününden Cuma gününe doğru motivasyonun artması çok normal, biz onları sömürüyoruz ve herkes bunun farkında. Onlara Çarşamba günü senin tabirinle bir kıyak yaparsak, Cuma günü normalde ne hissediyorlarsa onu hissedecekler. Ve bu normalde sadece Cuma günü motive olabilen çalışanlarımızın 3 gün motive şekilde çalışması demek. Bunu anlamanın neresi güç?

Bacağını sallamayı bıraktı. Tartışmada, karşısındakini ikna etmek için, söylediğini kabul etmediği takdirde bir aptal gibi görüneceğini ima etmeyi severdi. Genellikle de işe yarardı. Yüzlerce kez bunu yaşamıştı. Artık bundan keyif alıyordu.

Sessizliği Pazarlama Müdürü bozdu. Karşısındaki, cevap verip ikinci raund’u başlattığında baş gösteren mide ekşimesini hissetti yeniden. Yüzü buruştu.

–          Motivasyon mu? Motivasyon kimin umrunda? Cuma gününe yaklaşırken hissettikleri şey, sinemada gittikleri boktan filmin sonuna geldiklerinde hissettikleri şeyle aynı. İsteselerdi filmin ilk yarısından sonra çıkabilirlerdi. Ama yapmadılar. Yapmayacaklar. Meyve sepetini Çarşamba günü vermek, onlara “isterseniz bu boktan filmden çıkabilirsiniz” demek olur. Biz sinemacıyız, unutma. Orada oldukları sürece hayatta kalabiliriz.

Cebindeki mide hapını çıkarttı. Ekşime geçmemişti. Şimdi kramp da giriyordu. Su aradı, bulamadı. Hapı ağzına atıp, soğuk kahveden bir yudum aldı. Tadı kötüydü. Sağ kolunu masaya dayadı. Bacağını sallamaya başladı yavaşça.

–          Bizler diktatör değiliz, yöneticiyiz. Film başlamadan önce bilet parasını alıyoruz. Ne zaman çıkmak isterlerse çıksınlar. Paramızı aldığımız sürece sorun yok. Senin söylediğin şekilde yaparsak, dışarıya çıkamayanlar kulaktan kulağa konuşacak ve bir süre sonra herkes boktan filmler yaptığımızı bağırmaya başlayacak.  Hayatta kalmak istiyorsak, biz de izleyici gibi görünmeliyiz. Ancak istediklerinde dışarıya çıkabileceklerini bildiklerinde, sinemaya gelmelerinin kendi fikirleri olduğuna inanabilirler. Şimdi, bir diktatör gibi konuşmaya devam edeceksen, öncelikle hangi çağda yaşadığını kendine hatırlatmanı öneririm.

Hap işe yaramış, mide ağrısı geçmişti. Tıbbın bu kadar ilerlemesi inanılmazdı. Miden ağrıyınca bir kimyasal alıyordun ve her şey eski haline geliyordu. Bedeni iyileştiren her türlü kimyasalın yasal, zihni dengeleyen her türlü kimyasalınsa yasak olması ironikti. Bana düşüncelerin değil, bedenin lazım demenin ne kadar kibar bir yoluydu bu kanunlar. Keyiflenmişti, gülümsüyordu.

Pazarlama müdürü karşısında, ifadesiz bir suratla bakıyordu. Bir şey söyleyecek olup da sonuçlarından korktuğu için sessiz ve gergin şekilde bekleyenlerin ifadesizliğindeydi. Birkaç saniye durdu. Kafasını hafif sağa çevirirken burnundan sertçe nefes aldı. Ağzını açmıştı ama ses daha sonradan geliyordu sanki.

–          Şirketin geri kalanında ne yapmak istiyorsan yap. İster meyve sepeti ister bira fıçısı ver. Benim departmanımda sadece Cuma günleri meyve sepeti olabilir.  Bu kadar.

Gülümsemeye devam etti. Bacağını indirdi. İki ayağı da yere basıyordu. Ayağa kalktı. Yavaşça yürümeye başladı. Karşısındaki Pazarlama Müdürü şaşırmıştı. Yanına geldi. Hızlı bir el hareketiyle Pazarlama müdürünün gergin suratından makas aldı.

–          Vitamin iyidir.

Reklamlar

Şirketlerde, meyve sepeti uygulaması hangi gün olmalı?” üzerine 2 yorum

  1. carsamba iyi ya haftasonunun yaklastıgını hatırlatıyor insana, meyveler bittiğinde cuma gelmiş oluyor:)

Laf konuş

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s