Sağ olsun babam, beli nedeniyle gittiği bir hastanede iletişim bilgileri istenince benim telefonu vermiş. Daha önce kendi telefonunu verdiğinde çok aramışlar, öyle diyor vicdansız 🙂 Yaklaşık 2 yıldır haftada ortalama 1 telefon alıyorum babamın numaramı bir hastaneye vermesinden dolayı. Ortopedik yatak, Sobakawa yastıkları, yüzdedoksanyedi indirimli check up, mucize korse, kemik sikkosu ölçümü, duruşu dengeleyen ayakkabı… Alayının hedef kitlesi benmişim -daha doğrusu babammış-. Ilk birkaç aramada babamın adını söylediklerinde “ben oğluyum, herhalde yanlışlıkla benim numaramı vermiş, buyurun” dedim denyo gibi. Sonrasında aramaların ardı arkası kesilmeyince yanlış numara demeye başladım.

Artık bu aramalarda bazı rutinler oluştu. Misal, aradıklarında “telefonumu nereden aldığınızı öğrenebilir miyim” diyorum. Onlar da bilmemne departmanımızı dahili şu numaradan ararsanız  yardımcı olurlar falan diye geveliyor, üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Lütfen bilgilerimi database’inizden silin diyorum, tamam diyorlar, kapatıyoruz telefonu. Silmiyorlar, bir başkası arıyor bu sefer. Temiz 2 yılı var bu işin. Peki bu iş nasıl oldu? Babamın beliyle ilgili yaşadığı bir rahatsızlık, nasıl oldu da 2 yıl boyunca beni arayan sikik korsecilere, ortopedik sikkoculara bağlandı? Herkesin malumu, hastaneler hastalarının kişisel bilgilerini, ortağı olduğu ya da bir şekilde çıkar sağladığı (para, CRM alışverişi vs)  yan kuruluşlara veriyor. Ki bu sadece hastanelere özgü bir şey de değil. Neredeyse tüm markalar yapıyor bunu. Misal, TTnet’e internet bağlatmak için başvuran bir arkadaşım, 15 dakika içinde alakasız bir şirket tarafından aranarak “TTnet’ten internet için başvurmuşsunuz, dilerseniz size şu hizmetimizi verebiliriz” dediğini anlattı. Sonrasında itiraz, tartışma vs olunca öğrendik ki TTnet, internet için başvuranların bilgilerini entegre bir CRM yazılımı aracılığıyla direkt bu şirketle paylaşıyormuş, arayan şirketin sorumlusu laf arasında öyle demiş en azından.

Kişisel bilgilerin korunması bir haktır. Devlet bunu sağlamakla mükelleftir. Ancak takdir edersiniz ki memlekette devletin yönelimi belli. Tabii “kardeş kötü bir şey yapmadıysan polisin üzerini aramasında ne sıkıntı var ki?” diyen denyoları da denkleme katınca memlekette kişisel bilgilerin gizliliği elbette lüks kabul ediliyor.

Diğer taraftan bu konuda tek sorumlu devlet değil elbette. Bu noktada şirketleri de konuya dahil etmek elzem. Zira özellikle internet kullanımının yaygınlaşmasından sonra şirketler yaptıkları uygulamalar, etkinlikler vs ile kullanıcıların pek çok bilgisini almaya başladı. Ancak şirketlerin bu bilgileri nasıl muhafaza ettiği, güvenliğini nasıl sağladığı, bu bilgilerin kimlerle paylaşıldığı falan muallak. İnternetteki en temel ihtiyaçlarda dahi pek çok bilgiyi markalar ile paylaşıyoruz.

Bq-vGY3IEAE410z

Yukarıda yer alan görsel Garanti Bankası’nın Facebook sayfasında yer alan iletişim formu sekmesinden. Eğer bir sorun yaşarsanız sizinle iletişime geçilmesi için bu app’e izin vermeniz gerekli. Diğer türlü aramıyorlar. Ben birkaç gün tartıştıktan sonra kişisel bilgilerimi vermeden bana ulaşılmasını sağladım. Lakin diretmezseniz müşteri temsilcilerinin size ulaşması için Facebook hesabınızda yer alan bu bilgileri sizden almaya çalışıyorlar. Peki bu bilgilerle ne yapıyorlar? Asıl konu bu.

Yukarıdaki görselden de anlaşılacağı üzere Garanti Bankası size hizmet vermek için Facebook hesabınızda yer alan; arkadaş listesi, mail adresi, like ettiğiniz sayfalar, iş geçmişi, paylaştığınız içerikler, ilişki durumunuz, katıldığınız etkinlikler, yaşadığınız şehir gibi milyon tane bilgi istiyor. Ek olarak bir akıllı telefon kullanıcısıysanız ve Garanti Bankası’nın app’ini kullanıyorsanız -sallıyorum en yakın atm’yi görmek için- lokasyon servisini de Garanti Bankası’yla paylaşıyorsunuz. Aylık ne kadar harcama yaptığınız, en çok harcamayı en çok hangi ürün grubu/hizmeti satın alırken kullandığınız vs belli. Sonrasında Facebook ya da Twitter hesabınızla Garanti Bankası’ndan yardım talep ettiğinizde sosyal medya hesaplarınızla kişisel bilgilerinizi de eşleştirebiliyor. Yanisi, götü boklu Garanti Bankası dahi hayatınız hakkında binlerce şey biliyor. Ki tek bir örnek üzerinden ilerliyoruz, bunun gibi neredeyse tüm kişisel bilgilerimizi farkında olmadan, denetlemeden teslim ettiğimiz onlarca marka var. Bu bilgilerin neden alındığını sorduğunuzda ise alenen size yalan söyleniyor. Misal yine aynı örnek üzerinden ilerlersek, şikayetimden sonra beni arayan Garanti Bankası temsilcisi “bu kadar bilgiyi neden istiyorsunuz” diye sorduğumda öncelikle bana özel, kişiselleştirilmiş bir hizmet vermek için aldıklarını söyledi. “İş geçmişim, like ettiğim sayfalar ya da arkadaş listemdeki kişileri bilerek nasıl bana özel bir hizmet sunabilirsiniz ki?” dediğimde cevap veremediler ve bu sefer de Facebook’tan bu bilgilerin bir kısmını alamadıklarını, dolayısıyla hepsini almaları gerektiğini söylediler 😦 Ben de sosyal medya işi yapıyorum, yalan söylüyorsunuz dediğimde ise bunu ilgili birime aktaracağım falan deyip konuyu kapattılar 🙂

Velhasıl, üzerine uzun uzun konuşmamız gereken konulardan biri de markaların müşterilerinden elde ettiği verileri nasıl muhafaza ettiği, nasıl kullandığı ve kimlerle paylaştığı olmalı. Bize özeleştiri olarak da davar olmayıp, her app’e vs izin vermemek lazım.

Son olarak, geçen gün hasta hakları konusunda Sağlık Bakanlığı’nın yeni bir girişim haberine denk geldim. Bu çalışmalar desteklenmeli.

Reklamlar

Laf konuş

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s