Geçenlerde Çağıl M. Kasapoğlu’nun blogunda 2012 sonunda yayınlanmış, “Ömer Çelik, Hegel, Marx ve Gramsci” adında bir makaleye denk geldim.

Şimdinin Kültür ve Turizm Bakanı, makalenin yayınlandığı dönemin ise AKP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Ingiltere’de King’s College Üniversitesi’nde bir konferansa katılmış. Öğrencilerden biri de “Hegel, Marx ve Gramsci’nin Türk siyasetindeki yeri nedir? Ne olabilir?” diye bir soru sormuş. Ömer Çelik şöyle bir cevap veriyor;

“Avrupa’daki sağ ve sol Türkiye’de yer değiştirdi. / Sol gelenek devlet üzerinden, devletçilik üzerinden ekonomik gelişme sağlanacağını düşünmüştür. Sağ gelenek ise ekonomi, ekonomik gelişme üzerinden demokratikleşmenin sağlanacağını düşünmüştür. / Egemenliği politik iktidar olarak kabul edelim. Hegemonyayı da kültürel iktidar olarak kabul edelim. AK Parti’den önce politik iktidarı elde edenler, halkın sahip olduğu kültürel iktidarı reddediyorlardı. / O kültürel iktidar üzerinden politik iktidarı elde etmeye çalıştığınızda, önünüze çeşitli siyasi engeller çıkabilir. / O sebeple kültürel iktidarı temsil eden partiler çevre partiler olarak kaldı, politik iktidarı temsil eden partiler merkez partiler olarak ortaya çıktı. / … bu gerilim sonucunda politik sistem çöktü. / AK Parti kültürel iktidarı temsil ederek politik iktidarı yeniden kurguladı. Yani AK Parti bir bakıma kültürel iktidar ile politik iktidar ilişkisindeki praksis noktasıdır Gramsci’nin tabiriyle. / Dolayısıyla AK Parti burada yeni bir politik iktidar alanı, yeni bir egemenlik alanı kurmuş olmuyor, tam tersine halkta temsil edilen değerler üzerinden egemenliği yeniden inşa etmiş oluyor. / Bölge halklarının temsil ettiği kültürel iktidarın politik iktidara dönüşme süreci Arap Devrimi’dir, bunu tam olarak destekliyoruz. / Dolayısıyla 10 yıl sonra 20 yıl sonra AK Parti siyaset sahnesinde bu kadar güçlü olmasa bile, halklar var olacağına göre, bu kurulan politik sistem gücünü kültürel iktidardan alacağı için devam edecektir…”

(Not: Üstteki alıntıda / işareti kullandığım yerler önceki ve sonraki cümle arasında başka cümle olabileceğini gösteriyor. Her ne kadar Çağıl Kasapoğlu’nun makalesinde cümleler art arda olsa da aynı tırnak içinde yazılmamış. Arada farklı bir şey söylenmiş olma ihtimali var, not düşelim.)

Açıkçası, Ömer Çelik’in söyledikleri ilgimi çekti. Hele ki kamusal alanda sadece vasatlığın görünürlük kazanabildiği günümüz siyasi ortamında  AKP politikalarını Marx, Gramsci gibi taşaklı teorisyenler üzerinden açıklamaya çalışmak nereden baksan önemli mesele. Gerçi konuşma 2012’de gerçekleşmiş. Ama ben Ömer Çelik’in bugün de aynı düşüncelerin arkasında olduğunu düşünüyorum. Zira Ömer Çelik’in devrim olarak adlandırdığı “kültürel iktidarın politik iktidara dönüşme süreci”, Gezi sonrasında neredeyse tüm AKP yetkilileri tarafından defalarca zikredilen “Milli İrade” lafıyla, “Sandığa gel” atarıyla temsil edildi, halen de ediliyor.

O zaman soru belli; Bir meşrulaştırma aracı olarak “Çoğunluk”, kamusal alanda her durumda geçerli bir kriter olmalı mıdır?

5452c3610af038646c88ebfb_1414794077194_2048

Adolf Hitler’in (söylediği iddia edilen) meşhur “İnsanların çoğunun muhakeme yeteneğinin olmaması, muktedirler için ne büyük bir nimettir” lafı halen geçerliliğini koruyor. Hele ki Türkiye gibi katliamlarla dolu geçmişiyle barışması daha zor olan ülkeler için, muhakeme yeteneği olan bireyler toplumdan dışlanması gereken ve düzenli olarak marjinalleştirilen kişilere dönüştürülür. Türkiye tarihinde azınlıkların tamamına sistematik olarak bu marjinal yaftası yapıştırıldı, hala da yapıştırılmaya devam ediyor. Gezi zamanı Tayyip Bey’in ağzından düşmeyen “marjinaller” lafını hatırlayın. Yahut, Gezi Parkı’na polisin gireceği zaman “sizler iyi çocuklarsınız ama aranızda marjinaller var” diye anons yapan polis müdürünü hatırlayın. Marjinalin sınırını belirlemeden “makbul”u tanımlayamazsın. Buna bağlı olarak da marjinallik eşiği ne kadar düşerse, o kadar diktatörleşme olur diyebiliriz herhalde.

Madem günümüz baskın siyasi gücü AKP ve İslam, örneğimizi de o taraftan verelim. Cahiliye döneminde Arap coğrafyasındaki bazı kabilelerde kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bilinmektedir. Bunun Arap coğrafyasının tamamında geçerli bir gelenek olduğunu varsayalım. Yani üstte, toplumsal dizayn çalışmasına payanda yapıldığını söylediğimiz çoğunluğun/milli iradenin/kültürel iktidarın yeni doğmuş kız çocuklarını diri diri gömerek öldürmeyi meşru kabul ettiğini düşünelim. Bu durumda çoğunluğun kanaati politik iktidara yansımıştır deyip demokrasi güzellemesi yapılabilir mi? Peki, Hz Muhammed ve Islam kültürünün yayılmasıyla beraber bu geleneğin değişmesini nasıl açıklamak gerekir? Zira bu örnekte birebir “Milli İrade’ye saygısızlık”ı görmekteyiz. Tarihsel gelişimine baktığımızda Hz Muhammed ve Islam kültürü, erken dönemlerindeki sosyal yapı içerisinde, şimdiki iktidarın küfür gibi kullandığı “marjinal”e denk düşüyordu. Ki yapısı gereği sosyal hareketlilikler, marjinalden genele doğru ilerlemek zorundadır.

Bir diğer önemli konu da çoğunluğun kanaatinin nasıl oluştuğuyla alakalı. Güncel şartları göz önünde bulundurarak konuşursak; medyanın neredeyse tamamen iktidar ya da iktidar adaylarının sözcülüğünü yaptığı, alternatif hiçbir görüşün görünürlük kazanamadığı, devlet aygıtlarının her alanda iktidarın propagandasını yaptığı bir durumda “Milli İrade”nin “İrade”sinden bahsetmek mümkün müdür? Bir aralar biraz bu konuyla da alakalı şöyle bir şey yazmıştım; “Kim kendini bir kavme benzetirse, o da onlardandır“.

Son olarak, insan davranışları ve iradeyle ilgili olarak Asch Deneyi ve Milgram Deneyi‘ni incelemek elzem.

Velhasıl, çoğunluğa güzelleme düzmek en temelinde farklı düşünceye karşı kinin ve yeni şartlar içerisinde iktidarı kaybetme korkusunun temsilidir.

Reklamlar

Laf konuş

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s