Günündeyse Netflix ABD geniş band internet bağlantısının %34’ünü kapsıyormuş. Malum, dizileri şahane, takipçisi kullanıcısı bol. Geçtiğimiz sene Comcast da TimeWerner’ı 45 milyar dolara satın almak için girişimde bulunuyor. Netflix bu birleşmenin haksız rekabet getireceğini söyleyip ABD yetkili kurumuna itiraz ediyor lakin birleşme onaylanıyor. Bu şekilde Comcast, ABD internet pazar payının %60’ına ulaşıyor. Sonrasında yatırımından ekmek yemek için 300 gb’lık kullanım kotası getiriyor kullanıcılarına. Bu sayede Netflix ve HBO gibi rakiplerin alnına şepeşilleyi nakşedip, kendi içerik servisi Xfinity’i müşterilerine ittirmeye çalışıyor. Netflix itiraz falan işe yaramayınca bastırıyor parayı, alıyor bantını da genişliğini de.

ABD’de başlayıp, Avrupa’ya yayılan Net Neutrality tartışması (Türkiye’de “ağ tarafsızlığı” en yaygın kullanım gördüğüm kadarıyla) üstteki örneğin özeti aslında. “Internet sağlayıcıları her site ve uygulamaya eşit erişim vermek zorundadır” mottosunu bundan sonraki dönemde sıkça duyacağız muhtemelen. Zira konuya en son ABD Başganı Barrack Obama da dahil oldu ve ağ tarafsızlığı konusunda sürdürülebilir bir yöntem bulunmasını istedi.

Ağ tarafsızlığı konusunda ilk örneklerden biri 2009’a dayanıyor. T-Mobile, Almanya’da operatörleri “mağdur” ettiği için Skype’ı banlıyor. Bu noktada teknolojik gelişimin kapitalizmle ilişkisini biraz irdelemek gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar açısından fayda sağlayacak bir gelişmenin, sikiş düzeninin değişmesini istemeyen şirketlerin lobileri nedeniyle hayata geçememesi yahut daha geç geçmesi sık karşılaştığımız bir durum. Misal telif hakları kanunları ve plak şirketleri bu konudaki en temiz örnek. Ya da e-book ve kitap yayıncıları. Sizce de basılı bir kitapla bir e-book’un fiyatının hemen hemen aynı olmasında bir sıkıntı yok mu? Ya da internet varken (P2P vs’yi hiç söylemiyorum) halen plak şirketlerinin eskiden kazandıkları paraları kazanabileceğini düşünmeleri saçma değil mi? Misal bununla ilgili 5 yıl önce yazılmış bir yazı: For the major labels, it’s over. It’s fucking over.  Hatta biraz daha ayrıntı isterseniz The Pirate Bay’in sektör kodamanlarıyla giriştiği mücadelenin güzel bir belgeseli var şurada: The Pirate Bay- Away From Keyboard 

savetheinternet

Peki Netflix’e uygulanan yaptırımın güncel olarak bizlere getirisi ne olabilir? Misal internet sağlayıcıları içerik sağlayıcılarına düzgün bağlantı vermek için para almaya başlayınca, içerik sağlayıcıları da o ücreti biz tüketicilere ittirmek durumda kalacaklar. Flipboard ya da Feedly gibi içerikleri tek merkezden tüketebildiğiniz uygulamalara pro üye olacaksınız ve takip ettiğiniz içerikleri ancak bu şekilde insan gibi görebileceksiniz. Bu konuda distopik bir örnek olarak inceleyiniz: Join The Fastlane. Son olarak Tumblr da bu konuda bir mikrosite yayına aldı. Avrupa tarafında da başarılı bir girişim var bu konuda: Save The Internet

Velhasıl, internet insanlığın ortak “mal”ı. Ve onu insanlık için korumalıyız. Interneti, şirketlerin ve devletlerin elinden kurtarabilirsek geri kalan pek çok sorunumuzun çözümü için de güzel bir örneğimiz, referansımız olacak.

Reklamlar

Net Neutrality: Internet neye hizmet eder?” üzerine bir yorum

Laf konuş

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s