Reklamın Sınırı Nedir?

Reklamın Sınırı Nedir?

Bundan yaklaşık 2 yıl önce bir reklam haberi okumuştum. BMW’nin yalnızca sinemalarda yayınladığı bir reklam varmış.  Kabaca anlatmak gerekirse, güneşe bakıldıktan sonra gözler kapandığında dahi güneşin etkisini hissetme (“After image affect”) prensibinden yola çıkarak yapılan bu reklam, türünün ilk ve tek örneği.

Sinema perdesinin arkasına kurulan düzenekte; B, M, W harfleri kesilerek çıkartılmış ışığı geçirmeyen bir platform ve arkasında güçlü bir flaşör var. Reklamda BMW kullanan ünlü bir motorcu, “gözlerinizi kapatın ve hayalinizi görün” diyor ve ardından flaşör patlıyor. İzleyiciler gözlerini kapattıklarındaysa After image affect nedeniyle BMW harflerini görüyorlar.  Reklamı Munih menşeli reklam ajansı ServicePlan hazırlamış.

Bu konuda kamuoyunda bir tartışma oluşmuş. Bir taraf reklamda kullanılan flaşörün epilepsi krizini tetikleyebileceğini iddia ederek reklama tamamıyla karşı çıkıyor, diğer tarafsa flaşörün epilepsi krizini tetiklemekten çok uzak olduğunu söyleyerek sorun olmadığını bildiriyordu. Fakat hiçbir haberde ve tartışmada, bir kişinin rızası olmadan böyle bir reklama maruz kalmasının, o kişinin haklarına bir saldırı olabileceğine rastlamadım. Aslında bu yazıyı yazmamdaki en önemli sebep de bu. Teorik olarak bu reklam, kişinin rızası alınmadan yapıldığı için bir tecavüzdür. Frank Herbert’in Dune’da söylediği gibi “Bir kişiyi öldürmekle, ona tokat atmak arasında fark yoktur. Eylem aynıdır. Sadece şiddeti farklıdır”.

İşin kötü tarafı bu “tecavüz” olayının meşru kabul edilmesinde. Reklam ajansı, marka, sinema salonu işletmesi, yetkili devlet organları vs. bir kişinin bu reklama maruz kalmak istemeyebileceğini düşünmez. Marka bundan çıkar sağlar. İzleyici kapalı göz kapaklarının ardında beliren, gitmeyen, engelleyemediği üç harfi görür ve eğlenir. Bedeninin bir ürün olarak kullanıldığını umursamaz. Tam da bu umursamazlık, gelecek için yapılacak herhangi bir  projeksiyonun distopik olmasına neden olur.

Sokakta yürürken 3D mapping gösteri yapılan bir binada x markanın arabalarını, Facebook’ta ya da Twitter’da newsfeed’inize düşen saçma sapan bir markanın yüzde bilemkaç indirimle size özel olduğunu iddia ettiği evleri, haber okumak için girdiğiniz sitede zorla kendisini sosyal mecralarda takip etmeniz için sayfayı kilitleyen gazeteleri, cep telefonunuza bir anda düşen mesajla haberdar olduğunuz bir alana bir bedava pizzalarını, üniversitede bir markanın yollara yapıştırılmış sticker’larını, billboard’ları, bina reklamlarını, üzerinde marka logosu olan tişörtleri görmek ve Kamusal Alan’ın markalar tarafından her gün defalarca tecavüze uğradığına şahit olmak, yeterince üzücü. BMW’nin reklamıyla beraber insanın bedenine olan hakimiyetini de kaybetmesi, bu alanda verilmesi gereken mücadelenin önemini gösteriyor.

Reklamlar