Çin Seddi’ni yaptıran hükümdar Türk müydü?

Çin Seddi’ni yaptıran hükümdar Türk müydü?

Anibal Savaşları sırasında Uzakdoğu’daki Altı Krallık’ı ele geçirerek feodal düzene son veren ilk Çin hükümdarı Shih Huang Ti, ilk iş olarak Çin Seddi’nin yapılmasını emretmiş. Bunun yanında Çin Seddi’nin yapılası ile eşzamanlı olarak dini kitaplar hariç tüm kitapları da yaktırmış. Her ne kadar Shih Huang Ti, muhaliflerinin dayanaklarını yok etmek için kitapları yaktırmıştır gibi düşünmek mantıklı gözükse de, Jorge Luis Borges’e göre bu tavır ölümsüzlüğü arayan bir adamın zaman (kitapların yakılması) ve mekan (Çin Seddi) ile tüm bağını kopartması anlamına geliyor. Diğer bir yazar Herbert Allen Giles ise, yakılmaması için kitap saklayanların kızgın bir demirle damgalandığını ve ölene kadar duvarın yapımında çalıştırıldığını anlatıyor. Tanrı olmaya çalışan Shih Huang Ti başarılı olamadı, fakat ardında 10.000 km’lik bir duvar ve sırf kitap sakladı diye ölene kadar duvarın yapımında çalışmak zorunda kalan onbinleri bıraktı.

Aradan yüzyıllar geçse de tarih tekerrür edebiliyor. Misal, memleketimizde Imamın Ordusu isimli henüz basılmamış kitap nedeniyle yazarlar 1 yıl tutuklu kalabiliyor. Ki bu yazarlar bildik, tanıdık insanlar olduklarından kamuoyu oluşturmak fazlasıyla kolay. Ya tanınmayan, bilinmeyenler? Örneğin Çağdaş Hukuçular Derneği’nin bir araştırmasına göre Istanbul ve çevre illerdeki hapishanelerde 500’ün üzerinde tutuklu öğrenci var. Bunların önemli bir kısmı parasız eğitim, demokratik toplum, insan hakları gibi memleketimizi bölmesine kesin gözüyle bakılan konularda düşündükleri için hapisteler. Diğer taraftan Çağdaş Gazeteciler Derneği tutuklu gazeteciler hakkında bilgileri güncel olarak sitesinden yayınlıyor. KCK, Ergenekon gibi davalar nedeniyle hiçbir suçlama olmaksızın yıllardır tutuklu olanları bu yazıya konu etmeden bir kenara koyup, sadece öğrenci ve gazetecilerden oluşan yüzlerce insanın hapiste olduğunu düşünürsek, girişteki hikayeye bağlantımızı kurabiliriz. Nasıl ki ilk Çin hükümdarı Shih Huang Ti, emirlerine karşı gelerek kitap saklayanları damgalayıp ölene kadar Çin Seddi’nin yapımında çalıştırdıysa ve hayatlarını kararttıysa, günümüzde de “kitap saklayan” öğrenci, gazeteci ve yazarlar tutuklanmaktadır. Şu ana kadar 78 çalışanı öldürülen Özgür Gündem gazetesinin genel yayın müdürünün bir röportajda dillendirdiği cümle durumun vahametini gösteriyor: “90’larda ensemizde mermi soğukluğunu hissederdik, şimdiyse bileklerimizde kelepçenin soğuğunu hissediyoruz.”

“Kitapların yakılması” hususunda tarihte pek çok örnek verilebilir. Memleket sathında bizim örneklerimiz tutuklu gazeteci ve öğrenciler oluyor şu anki durumda. Duvar örme kısmı ise internette fazlasıyla mevcut.

Engelli Web’in istatistiklerine göre şu anda erişime engellenmiş 18.912 site var. Bunların %84’ünü TİB engellemiş. (Ayrıntılar buradan görülebilir.)  İşin kötüsü bunları devlet açıklamıyor. Yani sayılar kesin değil, .çok daha fazlası da var belli ki. Diğer taraftan sansürden çok daha kötüsü olarak otosansür gelişmekte. Başı belaya girmesin diye yazdıklarını yumuşatan ya da sitesini/bloğunu kapatan kişiler var.  Medya tamamıyla ele geçirilmiş vaziyette. Neredeyse sağlıklı bilgilerin alınabileceği tek kaynak internet. Fakat orada da açıklama yapılmaksızın siteler kapatılıyor, internete duvar örülüyor. Anonimliği sağlayan araçlardan VPN’ler bile engelleniyor kimseye haber verilmeksizin. Dolayısıyla kimin neye ne kadar erişebileceği devlet tarafından kontrol edilmeye çalışılıyor. Iktidarın çıkarlarına olmayan siteler kapatılıp, diğerleri daha fazla göze sokuluyor, dezenformasyon yapılıyor.

Çin Seddi’ni yaptıran hükümdar Shih Huang Ti’nin 3 numara makineyle alınmış bıyıkları var mıdır bilinemez. Fakat internete duvar örmesiyle olsun,  gazeteci ve öğrencileri tutuklayarak “kitap yaktırma”sıyla olsun Başgan’ımızın, Çin hükümdarı Shih Huang Ti ile benzerliği su götürmez bir gerçek.

Image

Reklamlar