AKP’ye Sosyal Medyada Sansür mü Uygulanıyor?

Son zamanlarda AKP’ye sosyal mecralardan sansür uygulandığına dair havuz medyasında ciddi bir propaganda yapılıyor, denk gelmişsinizdir. Bu sansür iddiası iki başlıkta ilerliyor; Facebook’ta Yeni Şafak Gazetesi’nin 10 milyon takipçili sayfasının kapatılması ve Twitter’da #WeLoveErdogan hashtag’inin TT’den kaldırılması. Ayrı ayrı inceleyelim.

yeni-safak-iddia4

İddiaya göre Facebook, Yeni Şafak Gazetesi’nin 10 milyon takipçili Facebook sayfasını sansür amacıyla kapattı. Hakikaten de bir süre sayfa kapalı kaldı. Şu anda ise yayında ve 7,5 milyon takipçi ile Facebook macerasına devam ediyor. Na burada. Süreç nasıl gelişmiş, acaba neden kapatmışlar sorularına cevap verebilmek için dünyada en çok kullanılan ve en çok kabul gören sosyal medya ölçümleme servisi SocialBakers verilerine bakalım.

2016-04-06_1354

Kasım ayının başında sayfanın fan sayısı yaklaşık 5 milyonmuş. Nasıl olduysa ondan sonra bir artış başlıyor ve Kasım ortası-Aralık başı arasındaki 15 günde sayfaya +4 milyon takipçi geliyor. Facebook reklamlarıyla bu kadar kısa sürede bu kadar fan kazanmak mümkün değil. Ki maliyeti de inanılmaz boyutlarda olur. Yani bu seçenek mantıklı değil. Peki nasıl oldu bu artış? Facebook sayfalarının yönetim panelinde “mükerrer sayfaları birleştir” diye bir seçenek var. Buradan sayfa birleştirmesi yapılabiliyor. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok fan ancak sayfa birleştirme yoluyla yapılabilir. Hangi durumlarda sayfa birleştirmesi yapılabildiği Facebook yardım bölümünde ayrıntılı olarak anlatılmış. Meraklısı buradan inceleyebilir.

Eğer uzun zamandır sosyal medyacıysanız bilirsiniz, 2011-2013 yılları arasında (Facebook reklamları o  kadar yaygın değildi ve denetim pek yapılmıyordu) bu sayfa birleştirme yöntemiyle neredeyse her marka sayfasını büyüttü. Ha markanın haberi yoktur, eyvallah ama ajanslar bu yöntemi “yayılım” adı altında düzenli olarak kullandı. Misal o zaman 250 TL’ye aynı gün 50 bin takipçi alabiliyordunuz sayfanıza. Bu  işin piri olan dalyaraklardan birkaçı şu anda ajans sahibi ve bazı bazı “sektörün etik değerleri” falan diye tweet atıyorlar :)) Hatta, bilen bilir, 2013-2014’te pek çok markanın Facebook sayfasından ciddi fan düşüşü oldu. Sebebi de artık Facebook’un yazılımları sayesinde bu fake fan işini geriye doğru tarayabilmesiydi.

Yeni Şafak mevzuna dönecek olursak, diyelim ki hakikaten de Facebook Yeni Şafak’ın sayfasını sansür yüzünden kapattı. Peki neden tekrar açtı? Neden 2,5 milyon fan eksildi? Yeni Şafak neden şimdi sansür falan demiyor? Madem AKP’ye saldırı var, neden diğer havuz medyası üyelerine bir şey olmadı? Velhasıl konu sansür değil, usulsüz fan kazanma.

Twitter’da #WeLoveErdoğan hashtag’inin TT’den kaldırılması konusuna gelelim. Twitter’ın TT algoritması, suistimal edilmemesi için tam olarak tüm ayrıntılarıyla açıklanmasa da genel itibariyle bazı olmazsa olmaz kaidelere dayanıyor. Güncellik bunlardan biri. Yani a hashtag’iyle 1 ayda 10 bin tweet atılmasındansa, b hashtag’iyle 2 saatte 300 tweet atılması daha önemli. Geniş katılım bir diğer kriter. Yani a hashtag’ine 100 kişinin 10 bin tweet atmasındansa, b hashtag’iyle 500 kişinin 1000 tweet atması daha önemli. Kullanılan hashtag’in yeniliği de önemli bir kriter. Zira daha önce TT olmuş bir hashtag, eğer çok fazla sayıda yeni kullanıcı tarafından birim zamanda çok fazla tweet’lenmiyorsa tekrardan TT olması çok zor (hatta #OccupyWallStreet hahstag’inin TT’den düşmesine/düşürülmesine verilen resmi cevap bu şekilde). Meraklısı için şurada Buffer’ın blogundan güzel bir makale var.

#WeLoveErdoğan’ın TT’den düşürülmesi meselesine gelirsek, yukarıda açıklanan kaidelere uymayan bazı durumlar var. Misal, #WeLoveErdogan hashtag’i yeni değil. 2013’ten itibaren kullanılıyormuş. Dolayısıyla daha önce TT olduysa, tekrardan uzunca bir süre TT’de kalması pek mümkün değil. Bir yazılım yardımıyla incelemek lazım ama benim gördüğüm kadarıyla hashtag’deki hacmin önemli bir kısmı aynı hesapların düzenli olarak aynı hashtag’le içerik paylaşması şeklinde gerçekleşmiş. Tabii en büyük sorun çok fazla bot hesap kullanılması.

cevtcuzweaamhakrsm56faf531d81e1

Tüm bunların birleşiminde de hashtag kaldırılmış yahut TT’den düşmüş.

Velhasıl, insan önce bir çuvaldızı kendine batırmalı. Her türlü ali cengiz oyununa başvurup, her türlü suistimali deneyip, neticesinde “ama beni sansürlüyorlar” dersen olmaz.

 

Neden Twitter’da Türkiye TT’si yaraque gibi?

Neden Twitter’da Türkiye TT’si yaraque gibi?

“Yaraque gibi bir memlekette yaşadığımızdan” cümlesiyle bitirebiliriz aslında yazıyı 🙂 Ama öyle yapmayıp, teknik boşluklardan yararlanarak insanlığı ikinci planda bırakan şerefsiz evlatlarını ifşa edelim!

Türkiye, sosyal medya kullanımı oranına göre dünyanın en aktif ülkelerinden biri. Istatistiklere göre Türkiye’de nüfusun yarısının internet erişimi var. Facebook’a Türkiye üzerinden bağlanan aktif 33 milyon hesap var. Bunların çok büyük bölümü gerçek hesap. Zira Facebook geliştirdiği yazılımlar yardımıyla düzenli olarak fake hesapları siliyor. Bu konuda da bayağı başarılılar. Misal geçen Ağustos ayında yanılmıyorsam yaklaşık 80 milyon fake hesap silindi. Bu yoğun kullanımı doğrulayan bir diğer araştırma da geçenlerde yayınlanan, Google’ın geliştirdiği ve güncel dijital tüketici istatistiklerini paylaştığı Consumer Barometer verileri. Bu istatistiklere göre internet kullanıcılarının sosyal medya kullanım oranında Türkiye %92 ile birinci. Dünya ortalaması %50 civarında. Türkiye’yi sırasıyla Arjantin (%86), Brezilya (%84) ve Çin (%83) takip ediyor.

Sosyal medyayı en aktif kullanan ülkeler için burada bir parantez açmak gerekir diye düşünüyorum. Zira listedeki Brezilya ve Çin, geleceğin ekonomik dünyasını şekillendireceği kabul edilen BRIC Ülkeleri’nden ikisi. Türkiye ise “Ikinci BRIC” kabul edilen MINT Ülkeleri’nden biri. Yine bir ortak payda olarak bu üç ülkede de küresel isyan dalgasının birer ayağı gerçekleşti. Burada biraz ayrıntıya girip isyanları simgeleriyle beraber anarsak; Türkiye’de Gezi Parkı’nın yıkılmaya çalışılması, Brezilya’da toplu taşıma ücretlerine zam yapılması, Çin’de ise devletin Hong Kong seçimleri için hükümet adaylarını kendisinin belirleyeceğini açıklaması ve üç ülkede de olayların büyümesi. “Amariga istemiyo olm bizim büyümemizi, ondan heb” sığırlığını bir kenara bırakıp simgeleri az biraz genelleştirirsek; kamusal alanların ticari metaya dönüşmesi, gelir adaletsizliği, özgürlüklerin kısıtlanması başlıklarına varabiliriz. Sadece bu örnekler üzerine düşününce vardığımız basit sonuçlardan dahi “Gelişmekte Olan Ülkeler”in ekonomilerini “geliştirmek” için giriştikleri savaşta, insanı nasıl konumlandırdıklarıyla ilgili isabetli bir şablon ortaya çıkıyor sanki. Dolayısıyla ekonomisi büyüyen ülkelerdeki insanların yoğun sosyal medya kullanımı, “devletin olmadığı ya da minimize edildiği alternatif bir sosyal alan” ihtiyacına da işaret ediyor.

Sosyal medya kullanımı ve Türkiye konusuna dönersek, ironik bir şekilde, otoban kenarında pinkik yapmak zorunda kalan birinin, belli bir bölgede ağaçların kesilip AVM yapılmasına destek vermesi sürecinde sosyal medyanın rolünü/etkisini irdelemek gerekir diye düşünüyorum. Bunun için öncelikle sosyal mecralarda daha görünür olan içeriklerin, kişilerin davranış biçimleri üzerinde nasıl etkilere sahip olduğuna bakmak gerekli. Misal şurada bir miktar bilgi var. Ama bu yazının asıl amacı sosyal medyanın davranışlara etkisinden ziyade, SOSYAL MECRALARIN BOŞLUKLARINI BİLEN ALLAHSIZLARIN OYUNUNA GELMEMEK TÜRKİYEM! Bunun için de örnek olarak Twitter TT’sini kullanarak oluşturulan dijital ihanet sarmalını ifşa edeceğim!

Türkiye, sosyal medyayı “pis” kullanan bir memleket. 3 sene evvel Facebook’ta marka sayfalarına 300 TL karşılığında 30 bin fan getiren tipler şimdi ajans falan açtı :(( Ileride ajans açmak ve saygın iş adamlarına dönüşmek isteyen bazı yavuşaklar da onların izinden ilerliyor.

2014-10-25_1713

Misal üstte 400 TL karşılığında dünya çapında TT yapabilen bir kardeşimizin telefon bilgilerini görüyoruz. Bu dijital ihanet sarmalı nasıl çalışıyor peki? Twitter kullanıcıları “anforoları gör”, “profiline kimler bakmış”, “bedava 1000 takipçi kazan” gibi sitelere girip Twitter hesapları ile sitede yer alan uygulamalara izin verirken genellikle şöyle bir şeyi kabul etmiş oluyorlar;

2014-10-25_2037

Yani beleş takipçi kazanmak için izin verilen bu uygulama ile kullanıcı; hesabından tweet atılmasına, herhangi bir içeriğin RT/FAV edilmesine, DM’lerine ulaşılmasına, profilin değiştirilmesine vs izin vermiş oluyor.

(Gundi Blogculuk A.Ş. hizmete doymuyor: Gezi sonrasında pek çok hesabın spam’lenmesi konusunda şunu yazdıydım. Twitter hesabınız bu şekilde bir uygulama tarafından suistimal ediliyorsa nasıl çözebileceğiniz yazıyor yazıda.)

Peki bu uygulamalar kullanıcıların Twitter hesabından bu izinleri aldıktan sonra ne yapıyorlar? Muhtemelen öncelikle daha çok denyonun hesabına ulaşabilmek için “BU SİTE GERÇEKTEN ÇALIŞIYOR! TIKLADIM 1 SAATTE 2000 TAKİPÇİ GELDİ YHA INANAMIYORUM! SEN DE KAZAN: http://www.burayatiklayangerizekalidir.com #BelesTakipçiKazan” gibi hazır bir tweet atıyor izni aldıktan sonra. Bu içeriği görerek siteye giden ve uygulamaya izin verenler ile mükemmel bir dijital ekosistem kurulmuş oluyor. Devamında ise kullanıcı izni kaldırmadığından/kaldırmayı akıl edemediğinden dolayı pek çok kere hesabından içerik paylaşılıyor, bir başka içerikler RT ediliyor, bilmediği hesaplar takip ediliyor/spam’leniyor falan.

Bzk_OYDIUAAWjrx

Misal üstte Selo Başgan’a çakan tweet’ler bu yöntemle otomatik atılmış. Muhtemelen bu tweet’lerin atıldığı zamanda  “AsılKatil SelahattinDemirtaş” Türkiye TT’sinde yerini almıştır. Yani kullanıcılar, Twitter ayarlarından bu uygulamaların sahip olduğu izinleri kaldırmadıkça (daha genel ifadeyle bu uygulamaları kullanma bilincine sahip olamadıkça) ve siyasi partiler bir propaganda faaliyeti olarak, söylemlerini görünür kılmak için bu suistimal sistemlerine para yatırdıkça Türkiye TT’sindeki yaraquelik düzelmez.

Diğer taraftan Twitter’ın da bu konuda bazı önlemler alması elzem. Zira böyle giderse Türkiye için, orta ve uzun vadede Twitter’ın kazanacağı reklam gelirleri fazlasıyla düşecektir.